Son Nefes: Ekber-Erşed

culus

Osmanlı yükseliş devrini ve zirve noktasını Kanuni dönemi ile yaptıktan sonra İç ve dış etkiler sebebi ile bulunduğu zirve noktasından aşağıya doğru hareket etmeye başladı. Bu yazıda merkezi yönetimin zayıflaması ve bunu takip eden olayları kısaca ele alacağız.

Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra at sırtında sefere çıkıp orduyu kumanda eden padişah sayısı oldukça azdır. Bu hem zamanla şahın komutanlık becerisini azalttı hem de asker-yeniçeri gittikçe başına buyruk hareketler sergilemeye başladılar. II. Selim dönemi nispeten sağlıklı geçmiş fakat oğlu III. Mehmet’in döneminde işler karışık bir vaziyet almıştır. III. Mehmet döneminde Fransızlara yeni kapitülasyonlar verildi. Valide Safiye Sultan’ın devlet işine aktif bir şekilde karışması, rüşvet alması, Kraliçe I. Elizabeth ile sık hediyeleşmesi ve İngiliz destekçisi politikalar gütmesi devleti işleten çarkları yıpratmaya başlattı. Öyle ki İngiliz elçisi Edward Barton sunduğu hediyeler ile atamalarda önemli roller oynadı.

Sultan Ahmet 1603 yılında tahta çıktığında henüz bir oğlunun olmaması sebebi ile kardeş katli uygulanmadı. Sultan Ahmet, Kanuni’den bu yana devlet işlerine en meraklı padişah idi. Erken vefatı ve kimine göre Sultan Ahmet’in vasiyeti kimine göre ise eşi Kösem Sultan’ın baskısı neticesi ile adeta bir devrim yapılarak kardeş katli kaldırıldı ve yerine Ekber ve Erşed sistemi getirildi. kardeş katliBuna göre en yaşlı ve aklı dengesi yerinde erkek hanedan bireyi tahta geçecekti. Sultan Ahmet’in vefatı üzerine tahta oğlu Osman yerine kardeşi I. Mustafa tahta geçti. Kısa sürede I. Mustafa’nın balıklara altın atması, masa ve sandalyeler ‘sıkılmıştır’ diye hizmetçilere onları bahçeye çıkartılıp gezdirilmeleri gibi emirler vermesi devlet işlerinden anlayamaması sebebi ile tahttan indirilip yerine II. Osman getirildi. II. Osman genç yaşına rağmen aklında fikirleri olan biriydi. Leh seferinde askerin başı bozukluğunu tecrübe etti. Sefer sonunda orduda sayımlar yaptırdı ve bunun sonucunda ordu içindeki büyük yolsuzlukların önüne geçti ancak bu olay askeri ona karşı kışkırttı. Bunun yanında İmparatorluğun başkentini değiştirmeyi, yeni bir ordu kurmayı ve tekrar kardeş katline dönmeyi planladı. İlmiye sınıfının ekonomik ve siyasi gücünü kırmaya çalıştı böylece devrin Şeyhülislam’ını dahi karşısına aldı. Hac bahanesi ile doğudan asker toplayıp İstanbul’a yürüyerek Yeniçeri ocağını kaldırmayı denese de şeyhülislam Hocazade Esad Efendi hac isteğini caiz bulmadı. Leh seferi öncesi Kösem Sultan’ın oğlu Mehmet’i katletmesi, asker ve İlmiye sınıfında düzenleme yapmaya çalışması ve son damla olarak bu hac meselesi İstanbul’u kaynar bir kazana çevirdi. İsyanın sonucunda Davut Paşa’nın etkin rolü sayesinde II. Osman katledildikten sonra tahta tekrar Deli Mustafa çıkartıldı. I. Mustafa’nın durumu belli iken asker yardımı ile ikinci kez saltanat sahibi olması ve II. Osman’ın katlı Anadolu’da yeniçeri karşıtı isyanlar körükledi. Haberleri alan asker ve devlet erkanı durumu fırsat bilip Mustafa’yı tekrar tahttan indirip henüz 11 yaşındaki Şehzade Murad’ı tahta geçirdi.

Sultan Murad’ın genç yaşta tahta çıkışı, Kösem Sultan’ın devlete göz kulak olmasını gerektirdi. Kösem Sultan 11 sene devleti resmi yollarla yönetti daha sonrasında da ölene kadar hanedanın en dominant üyesi olarak devlet işlerinde boy gösterdi. Sultan Murad büyüyüp iktidarı ilk kez ele almaya çalıştığında annesine karşı geldi. II. Osman isyanından beri yeniçeri ile arası iyi olan Kösem Sultan hem askeri memnun etmek hem de idareyi elinde tutmak için Topal Recep Paşa’yı sadrazam olarak istedi oysa Padişah Hafız Ahmet Paşa’nın sadrazamlığında kararlıydı ve onu sadrazam yaptı. Böylece ilk isyanı ile karşı karşıya kalan IV. Murad Ahmed Paşa dahil pek çok sadık adamını kaybetti. Daha sonra aldığı sıkı tedbirler ve yasaklarla iktidarı eline aldı ve tarihe Bağdat Fatih’i olarak geçmeyi başardı. Yasal olarak kardeş katli kalkmış olmasına rağmen ağabeyi II. Osman’ın başına gelenlerden korktuğu için kardeşleri Beyazid ve Kasım’ı katletti. Bağdat seferi sonrasında hasta düşen padişah, kendinden sonra annesi devleti idare edemesin diye son erkek kardeşi İbrahim’i de katledip tahtı Kırım hanedanlığına bırakmayı bile denese de Kösem Sultan oğlu İbrahim’i üç gün saklayarak kurtardı ve sonunda Sultan I. İbrahim devri başladı.

Sultan İbrahim çocukluğundan beri ölüm korkusu içinde olduğundan sinirleri bozuktu. Sıra dışı hareketler sergiliyordu. Saray’da israfın artması, çok pahalı düğünler yapılması, odasını samur kürkle kaplatması, Venedik donanmasının İstanbul’a dayanması ve devlet hazinesinin boşalması sebebi ile Kösem Sultan’ın asker ve devlet erkanı ile yaptığı anlaşma sonucunda tahta yedi yaşındaki oğlu IV. Mehmet geçti. Anlaşmaya göre Kösem Sultan Padişah olgunlaşana kadar devleti yönetecekti. Bu anlaşma Osmanlı’ya kan ağlatacak olan ağalar saltanatını başlattı. Her yeniçeri kumandanı kendine padişah olmuş devleti idareye kalkmıştı. Bu durum Kösem Sultan’ın kendinin başlattığı isyanda başarısız olup şehit düşmesi ile son bulacaktı. IV. Mehmet namı değer Avcı Mehmet sonunu ise Viyana bozgunu ve askerin savaştan elde edemediği geliri padişah değiştirerek culüs bahşişi almayı adet edinmesi ile oldu. İlmiye Sınıfı ile asker ortak hareketle oğlu Mustafa’yı es geçip yerine II. Süleyman’ı tahta çıkartıldı.

Süleyman’ın vefatı üzerine II. Mustafa tahta geçti. Sürekli avda olması sebebi ile tekrar bir isyanla indirildi. III Ahmet Safeviler üzerine sefere çıkmaya çalışsa da 47 gündür bir türlü Üsküdar’dan gidemedi geri dönmeyi de yediremeyince 47 gün başsız kalan İstanbul’da Patrona Halil isyanı başladı. Yeni ordu hareketlerine karşı olan yeniçeri bu isyana katıldı ve kan dökmek istemeyen padişah kendi arzusu ile tahtı bıraktı. I Mahmut ve III. Osman dönemlerinde ise İstanbul defalarca yandı. III. Selim dönemi ise artık batının üstünlüğünün kabul edildiği dönemdir. III. Selim ilk yenilikleri orduda yapmaya çalışmışsa da Nizam-ı Cedid ordularına tepki olarak çıkan yeniçeri isyanı sonucunda tahttan indirilip yerine IV Mustafa çıkartıldı. Ancak III. Selim taraftarları boş durmadı. Alemdar Mustafa paşa, yeni padişahın eskiyi aratması sonucu isyan etti. Bu isyanda IV Mustafa kendi kurtarmanın son çaresi şehzade Mahmud’u ve III. Selim’i öldürmeye çalıştı. III. Selim’i öldürmeyi başarırken isyancılar Şehzade Mahmut’u buldu ve çocuk yaşta tahta çıkarttı. II Mahmud devri pek çok yenileşme hareketinin yapıldığı bir dönem olmanın yanı sıra başı bozuk asker düzeninin son bulduğu dönemdir. Vaka-i Hayriye diye anılan yeniçerilerin 1826 da katledilerek bitirilmesi olayıdır.

Gördüğümüz gibi Ekber ve Erşed şekli vicdana ters düşen kardeşlerin katledildiği dönemi bitirse de imparatorluğun merkezi yönetimini zayıflatmakla birlikte çok daha uğraşması güç problemler doğurmuştur. Sultan Ahmet’in vefatından (1617) Vaka-i Hayriye’ye kadar (1826) 209 sene imparatorluk iç karışıklıklar içinde kalmış el altından güç toplayan herkes yönetimde etkin rol oynamaya çalışmıştır. İç isyanlarla yıpranan devlet hızla çökmeye başlamıştır. Daha ileriki dönemlerde ise yenileşme hareketleri hızlanacak, pek çoğu zeminsiz ve zamansız atılımlarla yapılacağından imparatorluğa bir beden büyük gelecek, yeni siyasi ve sosyal akımlarla imparatorluk yepyeni sorunlarla karşılaşacaktı

Bir sonraki yazıda ise imparatorluğun ekonomik sürecini inceleyeceğiz.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

WordPress.com' da yeni bir web sitesi oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: